Lilypie - Second Birthday

28 Aralık 2011 Çarşamba

hamilelik pantolonu

merhaba arkadaşlar. artık benimde bi hediye verme vaktim geldi değilmi. hep aklımdaydı ama bi türlü ne hediye edeceğimi bilemiyordum. şimdi aklıma çok güzel bi fikir geldi... isterseniz herşeyi en başından anlatayım.

hamile kaldıktan sonra pantolonlar karnımı sıkmaya başladı. bende gittim bitane hamilelik pantolonu aldım. bunu bulana kadar ama çok aradım. neyse artık bitane hamilelik pantolonum vardı :) nasılda seviniyorum ben ama. çok rahat ve çok sevmiştim. tam boyuma göreydi. ama bikaç kez yıkadıktan sonra boyu olmadı artık. kısa geliyordu. giyemiyordum artık :( yepyeni pantolon ne yapayım ben bunu şimdi diye düşünürken satmaya karar verdim gitti gidiyorda falan. satmayada kıyamadımki. hamile olan bi arkadaşıma vereyim dedim etrafımda hiç hamile arkadaş yokki :( ne yapsamki ya diye düşünürken aklıma hemen siz geldiniz. evet bi hediye postu yapayım dedim :) nasıl heyecanlandım anlatamam. işte bu pantolonun hikayesi böyle.

benim boyum 1,69. bana kısa geldi. sizde ona göre fikir edinirsiniz.

işte pantolonun fotoğrafları




bu önden çekilmiş hali. küçük düğmeli yerde cep var gibi duruyor ama yok



buda arkadan çekilmiş hali. arkadada cep yok




yanında bide bu kitapları veriyorum. hamileyim kitabını daha hamile kalmadan önce almıştım. daha doğrusu hediye gelmişti. annelik akademisinden. bu kitabın hediye olduğunu ben sevgili ilkaydan duymuştum. çok seviyorum kendisini ve severek takip ediyorum.. blog sayfası burda...




bu kitabida hamile kalmadan önce almıştım. çok ilgimi çekti. içinide biraz karıştırınca almalıyım dedim. beğenerek okuduğum bi kitaptı..




işte sizin olmayı bekleyen hediyeler bunlar..



çekiliş için üç şartım var:
1. bloguma üye olmlısınız
2. bu postun altına yorum bırakmalısınız
3. çekilişi blogunuzda duyurmalısınız
katılabileceğiniz son gün 4 ocak saat 23:59'a kadar..

herkese hayırlı günler.. başka bi postta görüşmek dileğiyle 

bye bye

26 Aralık 2011 Pazartesi

nerden başlasamki

merhaba arkadaşlar. nerden başlayacağımı bilemiyorum anlatmaya. o kadar çok şey olduki...

ben en başından başlayayım o zaman. hakkarideydik ve tayin istedik. tayinimiz çok şükür çıktı. kocaeliye çıktı hemde. biz öyle sevinirken bide ne öğrendik :) hamileyim :D çok sevindik hepimiz. ben, eşim, aileler. herkes... testler yaptırdık bize sürekli korkuttular. dış gebelik düşük riski derken eşimle karar verdik ve ben almanyaya ailemin yanına gittim doğuma kadar.. çok şükür şimdi herşey yolunda. 19. haftadayım şu anda..

kocaeliyi hiç görmedim direk hakkariden gittim almanyaya. eşim kocaeliye gitti ve şu anda eşimin yanına geldim bi kaç haftalığına. çok güzel buralar. istanbula çok yakın :) haftasonu bi istanbul turu yaptık çok güzeldi.

anlatacak o kadar çok şey varki.. hamilelikte aldıklarım, giydiklerim, okuduklarım, gittiğim yerler.. daha birçok şey.. ama bir türlü kafamda düzenleyemedim. inşallah herşeyi paylaşmayı düşünüyorum :)

sevgiyle kalın

5 Aralık 2011 Pazartesi

tekrar herkese merhaba

cok uzun bi zaman sonra yine buralardayim. cok güzel yorumlar gelmis hepsine en kisa zamanda cevap verecegim.

hayatimda cok güzel degisiklikler oldu. hamileyim, tayinimiz kocaeliye cikti ve su anda almanyada annemlerin yanindayim. en kisa zamanda türkiyeyi ziyaret edecegim..

blog dünyasini cok özlemisim :)

yine gelecegim bekleyin :)

14 Eylül 2011 Çarşamba

butterkuchen / yağlı pasta

halamdan aldığım ve çok severek yaptığım bi pasta. aynı zamanda çokda kolay ve lezzetli..

ölçüleri 200 ml krema kutusuyla yapıyorum

 malzemeler:
1 kutu krema             (1 becher schlagsahne)
1 kutu şeker               (1 becher zucker)
2 kutu un                    ( 2 becher mehl)
1 paket kabartmatozu ( 1 packchen backpulver)
1 paket vanilya           ( 1 packchen vanillen-zucker)
3 yumurta                  ( 3 eier)

almanyada krema biraz daha sulu olduğu için süt kullanmıyor halam. burda krema biraz katı. kek hamuru gibi olması için göz kararı biraz süt koydum..

üzeri için:
125 gr. tereyağı               ( 125 gr. butter)
1 kutu şeker                    ( 1 becher zucker)
200 gr. badem yaprakları ( 200 gr. mandelblatter)
3 kaşık süt                       (3 esslöffel milch)


hepsini mikserle kek hamuru kıvamına gelene kadar çırpıyoruz. fırın tepsisine pişirme kağıdı koyup üstüne döküyoruz karışımı ve önceden ısıtılmış 175 derecede 15 dakika pişiriyoruz..

125 gr. tereyağını eritiyoruz

 

şeker ve badem ekleyip karıştırıyoruz. süt ekliyoruz ve şeker eriyene kadar ateşte tutuyoruz..

keki fırından alıp üzerini bu karışımı yayıyoruz.
tekrar fırına verip 15 dakika pişiriyoruz..

ve afiyet olsun.. canım çekti yine :) malzemeler gelsin hemen yapacam ;)

hadi sizede kolay gelsin.

görüşmek dileğiyle
bye bye

11 Eylül 2011 Pazar

türkiyede yaşamak

bu postumda almanyadan gelenler için yaşamanın bazı yönlerini anlatmak istiyorum..

benim bazı pişmanlıklarım var bu konuda. eğerki almanyada doğmuş ve büyümüşsen kesinlikle bi meslek sahibi ol ve türkiyedede istediğin zaman çalişma imkanın olsun. eşinin işi iyi olabilir ama evde oturmak insanı bunalıma sokabilir. mesleğin elinde dursun sen yine çalışma. eğerki almanyadan kopmak istemiyorsan bide alman vatandaşı olabilirsin.

kesinlikle almanyadaki düzeni bekleme burda. her konuda. trafik berbat. ehliyeti almanyadan aldım. ama burda korkudan kullanmıyorum. hastaneler ise bi işkence. almanyadaki düzeni tekrar aradım. doktorlar seninle doğru dürüst ilgilenmiyor. muayeneden sonra bi açıklama gereği bile duymuyor. önüne gelene antibiyotik yazıyor.. ben önemli bişey olmadığı sürece doktora gitmiyorum. çok önemli konulardada büyük şehirde üniversite hastanesine gidip profesörlere görünmeyi tercih ediyorum.

devlet kurumlarında bi işin varsa muhakkak tanıdığın biri olması gerekiyor orda. eğer yoksa yandın. bekle bekleyebildiğin kadar. yok "o halamın oğlu işi acil" yok "bu komşumuzun kardeşi işi çabuk biter" ama tanıdığın varsa yüz kişinin önüne geçebilirsin. haksızlık o biçim yapılıyor burda. almanyada tabi adam babasına torpil yapmıyor. alışık olmayınca böyle durumlara gücüme gidiyor herzaman.

türkiyede kesinlikle ev hanımıysan boş durmayacaksın. ben can sıkıntısından nerdeyse bunalıma giriyordum.. bunalıma girdimde hatta ama çabuk çıktım. ben neler yaptım türkiyede mesela. bi ara spora gitti, el sanatları kursuna gittim, açık liseye yazıldım yeni bide tupperware danışmanı oldum...

bunların yanında eşim bana çok büyük destek oldu. her konuda anlayış gösterdi ve yardımcı oldu. eğerki eşim bana destek olmasaydı herhalde burda yaşamam çok zor olurdu..

umarım açıklayıcı olmuştur biraz...

10 Eylül 2011 Cumartesi

tupperware havluluğum

almanyada tanıyordum tupperware'i. ailemde herkes kullanıyordu. hatta annem çeyizime bi iki parça koydu.

evde canım sıkıldığında internetten bişeylar ararştırıyorum. yine canım sıkılmıştı ve tupperware'i araştırıyordum.türkiyedede satıldığını yeni öğrenmiştim. çok sevindim böyle kaliteli ürünlerin sadece avrupa ülkelerinde değilde türkiyedede satılmasına.

işte öyle internetten araştırırken sitesine rastladım. danışmanlıkla ilgili yazılar vardı. pat diye karar verdim "ben tupperware danışmanı olmak istiyorum".. eşime sordum oda "olabilir ama bunları kim alacak, çok pahalı dedi".. olsun ben yinede başladım ve iyikide başlamışım..

başlangıç için güzel sipariş aldım. tabi bende bişeyler sipariş verdim.. aldıklarımdan biri havluluk..


uzun, lale şeklindeki tutacak, havlunun açılıp dağılmasını önler.
esnek tutacağı sayesinde her kalınlıktaki havluyu rahatca kullanabilirsiniz.
özel mekanızması sayesinde en son parçaya kadar havlunun her parçasını rahatlıkla koparabilirsiniz.


yemek kitaplarını açık tutmak için ayaklık olarak kullanılabilir.
tutacak kısmına mutfak önlüğünüzü asabilirsiniz.



bu şekilde tutunca havlu çok kolay kopuyor. bu zamana kadar bi çok havluluk kullandım. ama en dayanıklısı ve kalıtelısı tupperware'in. hem 10 yıl garantili. fiş saklama derdide yok. üzerindeki yazı zaten garantisi.. fiyatı 23,00 TL. biçok kişi çok pahalıymış dedi ama kesinlikle değiyor.. tupperware'i çok seviyorum..

bugünlükte bu kadar. görüşmek üzere.
bye bye

8 Eylül 2011 Perşembe

boğazlı body çekilişi var

sevgili çatı katı ilkay yine bi çekilişle bize bir süpriz yaptı. hadı çekilişe gelin :)

işte burda http://babyh23.blogspot.com/2011/08/nbb-bogazli-body-cekilisimiz-basladi.html

7 Eylül 2011 Çarşamba

düğün davetiyelerim

size bugün düğün davetiye hikayemi anlatmak istiyorum. düğünüm türkiyede oldu. biz düğüne 1-2 hafta kala gittik almanyadan türkiyeye. davetiyeler tabiki çok önce sipariş verilmesi gerekiyordu. ben seçmedim davetiyelerimi. niye davetiyeler diyorum onuda anlatcam..

görümcelerim beğendi davetiyelerimi. bende görünce çok beğendim. ilk seçtikleri davetiye bu..
 



bizim düğünümüz kasabamızda oldu. eşimle aynı kasabadanız. biraz yeni birazda eski adetlerden yaptık. davetiyeler elden dağıtılacağı için sorun yok bu davetiyelerde. ama uzaktaki davetliler düşünülmemiş. davetiyeler uzağa gidecek olunca ezilir diye görümcelerim ikinci uzun yola gönderilebilecek davetiyede seçmişler oda burda..



ikisinide güzeldi ama ilk gösterdiğim davetiyede bence bişey eksikti. ikincisini görünce "tamam budur" dedim. ama haklı değilmiyin sizce? ikincisi daha hoş değilmi?

ben aslında sade bi yazı düşünmüştüm. "düğünümüze bekleriz" şeklinde. o ne "elimizi uzattık, kolumuzu uzattık.. falan filan" bana çok komik geliyodu böyle davetiyeler. telefonda görümcemle konuşurken bi davetiyenin yazısını okudu bana. çok beğendim. bende istiyorum ayni yazıdan dedim ..

yazı şöyleydi..

bir zaman tünelinin sonsuzluğunda, en güzel sevgiyi birlikte yaşadık
her uçurumun kenarında, birlikte meydan okuduk rüzgara
ve gökyüzünden birer yıldız çalıp, ışık yaptık geleceğimize
hayatımızın en güzel gününü, siz sevdiklerimizle paylaşmak dileğiyle..

bugünlükte bu kadar.
yarın görüşmek dileğiyle.
bye bye

6 Eylül 2011 Salı

çekilişeee geeel

duyduk duymadık demeyiiin, moonlıght arkadaşımız bi çekiliş yapacaaaak

buraya geeel http://tamotomatikmoonlight.blogspot.com/2011/08/cekilis.html

5 Eylül 2011 Pazartesi

öğrenci oluyorum

yıllar sonra okumaya karar verdim yine. almayada okudum. türkiyede liseyi bitirmiş olmak için 12. sınıfı okumam gerekiyormuş. 34 kredim eksikmiş. bugün açık liseye kaydolmaya gittim. şimdilik bi sorun görünmüyor. inşallah bi sorun çıkmadan diplomamı alırım. devamınıda düşünüyorum. almancayla ilgili bişey. almanca öğretmeni mesela.

denkliğimi konyadan aldım. hemen verdiler. 1 hafta sürdü herhalde. ben daha uzun sürer diye bekliyordum.

kitaplarımda bi gelsin çalişmalara hemen başlayacağım. içimde bi heycan va.. :))

almanyada okulu bırakmasaydım şimdi bunlarla uğraşmazdım. o zaman cahillik işte. herkes çok yalvardı "birakma, bi senen kalmış, bitiriver" diye. ama o zaman herşeyi en iyi ben biliyordum. hele annam o zamanlar hep haksızdı benim için. ama şimdi annem yanımda olsada yanlış bişey dese bile onun dediğini yapsam. o kadar çok özlüyorumki onları..

iyiki almanyadan sabit hatlara sınırsız konuşuluyor. hergün ariyor. konuşuroruz. şu anda en iyi arkadaşım annem. annem gibi olabilmek için uğraşıyorum. ama biliyorumki onun tırnağı kadar bile olamam. onu çok seviyorum.. anneciğim hakkını helal et. seni çok üzdüm zamanında.. seni çok seviyorum bitanem benim...

dün giydiklerim

merhaba herkese. bayramda hiç post yazamadım. memlekete köye gittik ordadad internet olmayınca giremedim bloğa.

cumartesi akşam geldik. dinlendik. dünde alışverişe çıktık. yiyecek bişeyler aldık. çarşıya çıkarken giydiklerim..

beyazla kırmızıyı kombinledim.
 

altınada bu terlikleri giydim

bundan sonra daha sık görüşeceğiz inşallah. şimdilik bu kadar. yarın tekrar yazarım.
bye bye

24 Ağustos 2011 Çarşamba

tarhana çorbası

uzun bi aradan sonra tekrar burdayım :)

bugün tarhan çorbası yaptım iftara. bizim evden hiç eksik olmaz. hergün olmasada 2 güne bir yaparım nerdeyse. tarhanayı kayınvalidem yaptı. hazır değil yani. ellerine sağlık. birsürüde gönderdi. hep söyler "kızım bişeyiniz eksikse söyle göndereyim" diye. sağolsun bişeyimizi eksik etmez.

küçüklüğümden beri soframızdan hiç eksik olmayan bi çorba. annem pişirirdi bizde afiyetle yerdik. "çok basıt çorbayı yapmak" öyle derdim evlenmeden önce. hatta bütün yemeklere öyle derdim. annem biz okula gidince "siz okuyun ben başka bişey istemiyorum sizden" derdi. ne yemek yaptırırdı nede ev işi yaptırırdı bize.

evlenince biz burda ev bulamadık, mecbur hekim evinde kaldık 1 ay. tabi yemekler hep dışardan :). sonra ev bulduk, taşındık, herşeyimizi aldık, yerleşti. ilk evde yemek pişecek. eşim dedi "hadi patates kızartalım". iyi kızartalımda ben hiç patates kızartmadımki hayatımda. sağolsun hiç üstüme gelmedi bu konuda niye yapamiyosun diye. beraber yaptık.

aradan 2 sene geçti ve ben neler neler yapabiliyorum artık :)). biraz kendimi övmüş gibi oldum :) tamam tamam daha herşey o kadarda mükemmel değil ama "bi kadın 40 yılda kadın olurmuş" diyordu görümcem bana yemek konusunda.. bikaç denemeden sonra tarhana çorbamda çok güzel oluyor. sizinle paylaşmak istedim

tarhan çorbası

malzemeler:
3 yemek kaşığı toz tarhana
5 su bardağı su
1 yemek kaşığı salça(ben 1 yemek kaşığı domates salçası, 1 çay kaşığıda biber salçası kullanıyorum. biber salçası acı görümcem gaziantepten vermişti. az kullanıyorum. güzel bi tat veriyor)
2 yemek kaşığı tereyağı
1 çay kaşığı tuz (salça tuzluysa yetiyor ama değilse damak zevkinize göre ayarlayın. benim salçam tuzlu)
1çay kaşığı kuru nane
yapılışı:
1 su bardağı suda tarhanayı pişirmeden en az bi saat önce ıslatıyorum.

tencerede yağı eritiyorum.
salça ve nane ekleyip hafif karıştırdıktan sonra 4 su bardağı su ve ezdiğim tarhanayı ilave edip tuz atıyorum.

devamlı karıtırarak koyulaşması ve topaklanmamasını sağlıyorum.

kaynayınca karıştırmayı bırakıyorum.

5 dakika daha kaynatıyorum ve tarhana servise hazırdır..
afiyet olsun :)


başka bi postta görüşmek dileğiyle
bye bye

20 Ağustos 2011 Cumartesi

en son almanya ziyaretim

bilet aldık. vakit yaklaşıyor heycanda artıyor. annemgili göreceğim aylar sonra.o gün geldi. sabah kalktık hazırlandım ben ve eşimle aşşağıya indik. yola kadar yürüdük. dolmuş beni yoldan alacak. evet hakkariden vana kadar otobüsle değil dolmuşla gideceğim. başka bi seçeneğim yok. hakkaride havaalanıda olmadığından mecburum.

neyse biz beklemeye başladık. benim gözlerim sürekli doluyor.. "aşkım kendine iyi bak tamammı. sakın bişey yememezlik etme tammamı" eşimde "sen beni merak etme, gez bol bol tamammı".. aklım her seferinde hakakride eşimde kalıyor. benim gözler ama dahada kötüye gidiyor. durduramıyorumki. peçetede almamişim yanıma. yol kenarında bakkal vardı. sabahın köründe 6 da iyikide açıkmiş. ağlamak yok ama artık diye susturu eşim. güldürmeye çalışıyor iyi olayım diye. dolmuş geldi ve ben binim dolmuşa camdan el sallıyorum kendine iyi bak allaha emanet ol.. üzüle üzüle vardım vana ama nasıl vardım.

3 saat falansürüyor. öldüm dolmuşun içinde ya..iki dolmuş gidildi. biri havaalanına gidecekmiş biri merkeze. sen başta kim havaalanına gidecek kim merkeze gidecek ona göre bindir sene yolcunu. karman çorman bindirmişler. vana vardık. haydi bakalım başladı. "sen nereye, tamam sen kal, sen in, bavul varmıydı, o dolmuşa bin, sen gel buna bin" delirdim ben yav. geç kalıyorum uçağa. sonrada yolcunun birini bekledik. be dedim uçağı bi kaçırayım ben ne yapacağımı biliyorum. vardı havaalanına. koştur koştur küçücük bi yer zaten. nereye gideceğim belli ehmen gittim yetiştim uçağa..

istanbul aktarmalı uçuyorum bu sefer allahtan. yoksa bide antalyaya uçup ordan hamburga uçuyordum. vardım istanbula. kocaman bi yer burası havaalanı ise vandaki ne. hakkari merkezden daha büyük havaalanı yav... ara ara buldum gideceğim yeri çok beklemeden bindim ve vardık biz üç saat sonra hamburga. (uçak koprkum her seferinde biraz daha artıyor. inşallah geçer. çok korkuyorum..) hamburg benim şehrim. almanya benim memleketim. ne kadar türkde olsam benim evimdeymişim gibi hissettiğim yer hamburg. çok seviyorum orayı..

beni havaalanından babam aldı. tamirhanesi var oraya yakın. sonra annemgilin yeni evine gittik. çok merak ediyodum ben daha yeni görecektim. çok heyecanlıydım. vardık yeni evlerine vavv çok güzel yaa.. çok beğendim. o zamanlar blog açacağımdan habersizdim fotoğrafını çekmedim evin... ama daha bir sürü eksikleri vardı alınacak. ama ev mükemmel. eve vardık ve girik annem hamur işiyle uğraiıyor akşam bize halamlar, amcamlar, kardeşle., dedemler ve hamile kız kardeşim gelecekti. onu hamileyken ilk defa görecektim çok heyecanlıydım. annemle hasret giderdik. sonra yavaş yavaş hepsi heldi. o kadar mutluydumki.

ama çok kısa kaldım ora 2 hafta. bütün detaylari yazmak istiyorum ama çok uzun bi blog oldu sıkılmayın diye başka bi zaman anlatayım diyorum.. almanyadan bi kaç kare

bu dedem beni havaalanına götürüyor

buda canım annem







bunlarda arabadan ras gele çekilen hamburg fotoğraflari


burası havaalanı, giderken..

çok özledim yaa oralari ailemi

yeni bi blogda görüşmek dileğiyle bye bye

19 Ağustos 2011 Cuma

doğumgünüm

bi önceki postumdaki giydiklerim doğum günümde hediye gelmişti bana. eşim benim için sağlık ocağında (öğle tatilinde) kutlama hazırlamış. çok güzel bi süpriz oldu bana. hemşire hanımlarlada arkadaş olunca dahada bi güzel oldu.

ben o sıralar el sanatları kursuna gidiyordum. sabah oraya gittim. öğle tatilinde eşim geldi hocadan izin aldık bi saatliğine sağlık ocağına gittik.hemşire odasında sohbet ediyoduk emine ve rukiyeyle. sonra hadi mutfağa gecelim dediler. ben anladım bişeyler oluyo ama bu kadarını anlamamıştım.

mutfağa girdik biz neyse. masanın üstü yiyecek dolu. börekler, çörekler, pastalar. yedik yedik şiştik. sonra eşim dışarı çıktı. içeri bi girdi kocaman bi buket. nasıl seviniyorum ama. ağzım kulaklarımda. öyle bi çiçek alma huyu yok o zamanlar. artık yavaş yavaş alışıyor.




işte buketim :) çok güzel dimi. içinden bi mektup çıktı. çok güzel şeyler yazmış aşkım bana. birde boş bi kağıt. hayır boş değilmiş katlanmış. onu bi açtım karaca yemek takımının resmi. nasıl yaa.. aaa bana yemek takımı almış.

nasıl olsa yakında tainimiz çıkar alırsak kırılır diye düşünüyorduk. takım olmayan tabaklarla idare ediyodum. ama sonra düşündük garantisi falan varmış kırılınca. iyi dedik alalım, sonra dedik almayalım. bi alalım bi almayalım. en son eşim süpriz yapmış almış. ama karacada bize bi süpriz yaptı.

 akşam takım eve geldi. takımın bi parçası kırıkmış çıkarmışlar. ellerinde başka yokmuş. sipariş vermişler. gelince bize getirecekler. sonra vitrin takımı olduğunu öğrendim. istemedim. dedim nasıl olsa yeni takım gelecek onu alırız. tamam dediler. ama bir ayı geçti bize ulaşması.

neyse bunada şükü geldi ya. aradilar bi parca daha kırıkmış. ee ama yeter artık. yokmu elinizde sağlam bi takım. yokmuş hepsi satılmış gelir gelmez. kızdım istemiyorum dedim. eşim ikna etti boşver parçaları değiştirelim diye tamam dedim. neyse ikinci takımı getirdiler. bizdeki takımı aldılar. kırık parçayı değiştirdi. tamam dedik adam gitti.

ben kutuyu açmaya başladım. bi baktım yok artık yine kırık bi parça. bu ne ya. bi sağlam takım veremediler bize. daha bayisinden bize gelirken kırılan şey biz taşınırken haydi haydi kırılır. eşime dedim ara istemiyorum takım falan. kızdık ikimizde. aradık adam allahtan sorun çıkarmadan tamam dedi. gerçi yine ufak sorunlar çıkardı. yok fiş yokmuş falan filan. ama hallettik. yine eski tabaklarımı kullanıyorum :))

aa nerelere gittim yavv. doğum günümü anlatıyordum.. eşim hediyesini verdikten sonra. sağlık ocağı ekibi verdi hediyesini. o kadar çok beğendimki..

pantolon aslında kahve rengi tonlarındaydı ama kısa geldi:( bizde beyazla değiştirdik.

 yakından çektim eşarbı. uzaktan çok belli deildi
başka bi postta görüşmek dileğiyle
bye bye

17 Ağustos 2011 Çarşamba

pazartesi ne yaptım ve ne giydim

pazartesi hatice ablama davetliydik.

hatice ablam benim çok sevdiğim bi arkadaş. hakkaride ilk arkadaşım o oldu. iki tanede dünyalar güzeli kızı var. bana her konuda yardımcı ve destek oldu. komşuluğu ondan öğrendim. maalum almanyada komşuluk yok herkes işinde güçünde almanyada. bana komşuluğun ne kadar güzel olduğunu gösterdi.

büyük kızı nazlı 5 yaşında. çok seviyor beni. eşimden bile kıskanıyor :). eşim yolda yürürken elimi tuttuğunda hemen bana küserdi. ilk başta noluyo bu çocuğa derdik ama sonra anladık. alıştı artık küsmüyor.

küçük kızı şenel naz 2 yaşında o kadar tatlıki anlatamam. tanıştiğimizda 4 aylıktı. sessiz uslu bi bebekti. şimdi bi görseniz varya kıyametleri kopariyor. ablasınıda öyle bi kıskanıyorki anlatamam.. çok seviyorum onları..

ağustos 2009 da geldim ben buraya. aralıkta da hatice ablalar komşu oldu bize. o gelmeseydi kesin depresyona giriyordum. onlarla tanışmadan hemen önce canım babaannemi kybetmiştim. benim ilk kaybım o oldu. çok kıymetliydi benim için. sonra biz memlekete gittik cenazeye. dönünce hatice ablayla tanıştım.. çok destek oldu bana. yeri geldi anne oldu, yeri geldi kardeşim oldu. hiçkimseyle paylaşamadığım şeyleri paylaşabiliyordum onunla..

hatıce abla hakkını helal et. az kahrımı çekmedin.

nerden nereye gelim yavv.. neyse ben iftarı anlatacaktım size :)

çok güzeldi ama makinam evde kaldığından sofraı çekemedim.
menü: yayla çorbası, kuru fasulye, pirinç pilavı, fırında kanat, çok güzel soslu salata, turşu, kavun..
o gün çok su içince çok bişey yiyememiştim ama şimdi nasıl acıktım :( neyse iftara az kaldı..

o gün giydiklerimde bunlar


  başka bi postta görüşmek dileğiyle 
bye bye

14 Ağustos 2011 Pazar

hertarafta dosya var imdaat gezmek istiyorum...

bir haftadan fazladır eşim sürekli dosya inceliyor. yetiştirmesi gerekiyormuş perşembe gününe kadar. bende elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyorum ama bi yerden sonra benimde yapabileceğim bişey olmuyor.
iki senedir evliyiz. evlenmeden önce günde iki paket sıgara içiyordu. evlenince bıraktırmıştım. "hiç içmedimi" diye soracaksınız, tabiki içti ama çok az kırk yılda bi. şimdi dosyalar sağolsun yine başladı :( dosyalar bi bitsin bırakmayı düşünüyorum diyor.. inşallah bırakır..
masanın sonundaki dosyala bitti allaha şükür. sağ taraftaki dosyala kaldı. onlarda bi bitsin sürekli gezeceğiz. işden eve geliyor dinleniyor iftara kadar sonra haydi dosya incelemeye. ya uykusu gelene kadar, ukusu gelmemişse sahura kadar. sonra yat kalk yine aynı.
beni tutsanız evde kalmazdım. asla.. hadi gezmeye gidelim diye durmazdım. ama simdi bırak dışarıya çıkmayı hadi film izleyelim. evde beraber bişeyler yapalım demeye bile çekiniyorum. yazık adam yetiştirecem diye can atıyo ben hala gezme peşinde olamadım :)



dosyalar burdan daha iyi görünüyor. neyseki çoğu gitti azı kaldı


bunlarda biten dosyalar :)))


ilk postumda belirttiğim gibi almanyadan geliyorum türkiyede hiç eğitim almadım. ufak tefek hatalar olursa kusura bakmazsınız artık...

13 Ağustos 2011 Cumartesi

bende blog dünyasına katılıtorum

uzun bir takipten sonra bende artık blog açmaya karar verdim. daha önce yorum bile yazmaya korkan ben artık kendi bloğumu açmaya cesaret ettim ve sonunda yaptım.

biraz kendimden bahsedeyim. almanyada doğdum. 23 yaşıma kadar orda yaşadım ve 5 yıllık bi birliktelikten sonra evlenip türkiyeye yani hakkariye taşındım. şimdi 2 yıldır burdayım. artık alıştım sayılır.ilk başta çok zordu, eşim çok destek oldu bu konuda.

şimdilik benden bu kadar.